Aldem Law Logo
AİLE VE KİŞİLER HUKUKU RehberiMahkeme Kararı İle Yaş Büyütme/Küçültme (2026 Rehberi)

Mahkeme Kararı İle Yaş Büyütme/Küçültme

Mahkeme Kararı İle Yaş Büyütme/Küçültme, Türk hukuk pratiğinde sıkça karşılaşılan ve uzmanlık gerektiren bir konudur. Bu alt başlıkta; mahkeme kararı i̇le yaş büyütme/küçültme ile ilgili yasal dayanakları, Yargıtay'ın güncel yaklaşımını ve uygulama detaylarını inceleyeceğiz.

Hukuki Süreç Uyarısı

Mahkeme Kararı İle Yaş Büyütme/Küçültme davası, teknik usul kurallarına sıkı sıkıya bağlıdır. Hak düşürücü süreleri kaçırmamak ve ispat yükümlülüğünü doğru yönetmek için süreci bir avukatla takip etmeniz önerilir.

Önemli Hususlar ve Detaylar

1. Hastane doğumlularda yaş düzeltme

Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, resmi hastane veya doğum evi kayıtları aksi ispat edilemeyen belgelerdendir. Bu nedenle hastanede doğan kişinin yaş düzeltme davası reddedilir.

2. Kemik yaşı testi (Adli Tıp)

Mahkeme, kişinin görünümü ile kimlik yaşı arasında bariz fark varsa, Adli Tıp Kurumu'na sevk ederek radyolojik kemik yaşı tespiti (kemik grafisi) ister.

3. Askerlik ve emeklilik engeli

Kişi askerlik çağına gelmişse veya dava emekliliğe hak kazanmak amacıyla açılmışsa mahkemeler talebe şüpheyle yaklaşır ve genellikle reddeder.

4. Kardeşler arası yaş farkı kuralı

Bir annenin iki doğumu arasında tıbben en az 180 gün (6 ay) olmalıdır. Eğer talep edilen yaş, kardeşin yaşıyla çakışıyorsa dava reddedilir (zaman aşımı değil, biyolojik imkansızlık).

Mahkeme Kararı İle Yaş Büyütme/Küçültme Savunma ve Dava Stratejisi

Dava Açarken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Odaklanılması Gereken Husus: İsmin yarattığı travma, karışıklık veya sosyal zorlukların vurgulanması.

DİKKAT: Tanıklarınızı duruşmaya hazır edin, hakim 'Bu kişiyi hangi isimle tanıyorsun?' diye soracaktır.

Hazırlanması Gereken Deliller

  • Tanık Beyanları (En önemli)
  • Sosyal medya kayıtları
  • Okul/İşyeri kayıtları

İlgili Mevzuat ve Yasal Dayanaklar

Mahkeme Kararı İle Yaş Büyütme/Küçültme konusu, temel olarak AİLE VE KİŞİLER HUKUKU mevzuatına dayanmaktadır. Uygulamada mahkemeler, kanunun lafzı (sözü) ile ruhunu (amacı) birlikte değerlendirir. Her somut olayda delil durumu, tarafların sıfatı ve olayın oluş şekli farklılık gösterdiğinden, matbu bilgilerle hareket etmek yerine güncel mevzuatın somut olaya uyarlanması gerekir.