Aldem Law Logo
CEZA HUKUKU RehberiParada Sahtecilik Suçu TCK 197 (2026 Rehberi)

Parada Sahtecilik Suçu TCK 197

Parada Sahtecilik Suçu TCK 197, Türk hukuk pratiğinde sıkça karşılaşılan ve uzmanlık gerektiren bir konudur. Bu alt başlıkta; parada sahtecilik suçu tck 197 ile ilgili yasal dayanakları, Yargıtay'ın güncel yaklaşımını ve uygulama detaylarını inceleyeceğiz.

Hapis Cezası Riski

İncelemekte olduğunuz Parada Sahtecilik Suçu TCK 197 konusu, Türk Ceza Kanunu kapsamında hürriyeti bağlayıcı ceza (hapis) öngören ciddi bir süreçtir. Soruşturma aşamasında verilecek yanlış bir ifade, geri dönüşü olmayan hak kayıplarına yol açabilir.

Önemli Hususlar ve Detaylar

1. Sahte para basma, yayma ve kullanma

TCK 197/1 uyarınca sahte parayı üreten, ülkeye sokan, nakleden veya saklayan kişi 2 yıldan 12 yıla kadar hapisle cezalandırılır. Bu suçun oluşması için paranın 'sürüm yeteneği' yani aldatıcılık özelliğinin olması şarttır.

2. Bilerek sahte para kabul etme cezası

Sahte olduğunu bilmeden aldığı parayı, sahte olduğunu fark ettikten sonra elden çıkaran kişi, TCK 197/3 gereği 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası alır. Bu, daha hafif bir suçtur.

3. Etkin pişmanlık hükümleri

Sahte para üreten veya piyasaya süren kişi, yetkili makamlar haber almadan önce paraları teslim eder ve suç ortaklarını ifşa ederse cezadan tamamen kurtulabilir.

4. Sahte döviz ve kıymetli damga

Yabancı devlet paraları (Dolar, Euro) da Türk parası gibi korunur. Ayrıca sahte pul veya damga basımı da benzer yaptırımlara tabidir.

Parada Sahtecilik Suçu TCK 197 Savunma ve Dava Stratejisi

Etkin Savunma İçin Kritik Noktalar

Odaklanılması Gereken Husus: Belgenin iğfal kabiliyetinin bulunmadığı ve fotokopi olduğu savunması.

DİKKAT: Belgenin aslını mahkemeye sunamazsanız, fotokopi belge üzerinden hüküm kurulmasına itiraz etmelisiniz.

Hazırlanması Gereken Deliller

  • Kriminal Raporu
  • Belgenin Aslı (Getirtilmeli)
  • Tanık Beyanları

İlgili Mevzuat ve Yasal Dayanaklar

Parada Sahtecilik Suçu TCK 197 konusu, temel olarak CEZA HUKUKU mevzuatına dayanmaktadır. Uygulamada mahkemeler, kanunun lafzı (sözü) ile ruhunu (amacı) birlikte değerlendirir. Her somut olayda delil durumu, tarafların sıfatı ve olayın oluş şekli farklılık gösterdiğinden, matbu bilgilerle hareket etmek yerine güncel mevzuatın somut olaya uyarlanması gerekir.