Aldem Law Logo

BORÇLAR VE MİRAS HUKUKU

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi 2026: Teorik Temeller, Uygulama Sorunları ve Yargısal Yaklaşımlar

Yazar: Aldem LawOkuma: 30 dakika
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi

1. Giriş ve Hukuki Temellendirme

1.1. Sosyo-Hukuki Bağlam ve Sözleşmenin Önemi

Modern toplum yapısında meydana gelen demografik dönüşümler, çekirdek aile yapısının yaygınlaşması ve ortalama yaşam süresinin uzaması, yaşlılık dönemindeki bakım ihtiyacını hukuki ve sosyal bir sorun olarak ön plana çıkarmıştır. Geleneksel geniş aile yapısının sağladığı doğal sosyal güvenlik ağlarının zayıflamasıyla birlikte, bireyler yaşlılık ve düşkünlük dönemlerini güvence altına alabilmek adına özel hukuk araçlarına daha fazla ihtiyaç duymaktadır.

Bu bağlamda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 611. maddesi ve devamında düzenlenen Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi, sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı niteliğinde, taraflar arasındaki güven ilişkisine dayalı, hayati öneme sahip bir hukuki kurum olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu sözleşme türü, salt bir malvarlığı devri veya hizmet alımı olarak değerlendirilemez. Hukuki doğası gereği, insani değerlerin, vefa duygusunun ve ekonomik çıkarların iç içe geçtiği karmaşık bir yapı arz eder. Bakım alacaklısı, genellikle ömrünün sonbaharında, fiziksel ve zihinsel yetilerinin zayıfladığı bir dönemde, tüm malvarlığını veya önemli bir kısmını bir başkasına devrederek, karşılığında "evlat şefkatiyle" bakılmayı beklemektedir.

1.2. Mevzuat Çerçevesi ve Tanım

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 611. maddesinin birinci fıkrası, sözleşmeyi şu şekilde tanımlamaktadır: "Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir."

Bu yasal tanım, sözleşmenin iki temel unsurunu açıkça ortaya koymaktadır:

  1. Bakım Borçlusunun Edimi: Bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetme.
  2. Bakım Alacaklısının Edimi: Bir malvarlığı değerini devretme.

2. Sözleşmenin Hukuki Niteliği ve Karakteristik Unsurları

2.1. İki Tarafa Borç Yükleyen (Tam Sinallagmatik) Karma Bir Sözleşme

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, her iki tarafın da hem alacaklı hem de borçlu sıfatını taşıdığı tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Bakım alacaklısı, malvarlığı değerini devretmekle yükümlü olup, bakım hizmetini talep etme hakkına sahiptir. Bakım borçlusu ise, malvarlığı değerini talep etme hakkına karşılık, bakım ve gözetim borcu altındadır.

Edimler arasındaki ilişki, bir değiş-tokuş (mübadele) ilişkisidir. Ancak bu mübadele, anlık bir ifa ile sona ermez. Bakım borçlusunun edimi, "sürekli borç ilişkisi" doğuran bir edimdir. Bakım alacaklısının edimi ise genellikle "ani edimli" (taşınmazın devri gibi) bir nitelik taşır.

2.2. Talih ve Tesadüfe Bağlılık (Aleatory Karakter)

Sözleşmenin en ayırt edici ve hukuki sonuçları en ağır olan vasfı, "riziko" unsurudur. Sözleşme kurulduğu anda, bakım borçlusunun ne kadar süreyle ve ne kapsamda bakım hizmeti vereceği bilinemez. Bakım alacaklısı, sözleşmenin kurulmasından bir gün sonra vefat edebileceği gibi, on yıllarca yaşayabilir ve ağır hastalıklar geçirerek yüksek bakım maliyetleri doğurabilir.

Bu belirsizlik, taraflar için bir "kazanç ve kayıp şansı" (şans unsuru) yaratır:

  • Bakım Borçlusu Açısından Risk: Alacaklının çok uzun yaşaması ve bakımın külfetli hale gelmesi durumunda, devralınan malvarlığının değeri, yapılan masrafların altında kalabilir.
  • Bakım Alacaklısı Açısından Risk: Erken ölüm halinde, büyük bir malvarlığı değeri, çok az bir bakım karşılığında devredilmiş olur.
Yargıtay İçtihadı: Sözleşmenin aleatory yapısı nedeniyle, taraflar edimler arasındaki dengesizliği (gabin) ileri sürerek sözleşmenin iptalini isteyemezler. Zira her iki taraf da bu riski bilerek ve isteyerek sözleşmeyi akdetmiştir. Edimler arasındaki fahiş fark, ancak "muris muvazaası" veya "ehliyetsizlik" gibi iddiaların ispatında bir yan delil olarak kullanılabilir, tek başına geçersizlik sebebi değildir.

2.3. Kişiye Sıkı Sıkıya Bağlılık (Intuitu Personae)

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, taraflar arasında yoğun bir güven ilişkisi (güven teorisi) gerektirir. Bakım alacaklısı, hayatının en mahrem ve savunmasız anlarını bakım borçlusu ile paylaşacaktır. Bu nedenle:

  1. Devredilemezlik: Bakım alacaklısının bakım isteme hakkı, başkasına devredilemez ve rehnedilemez. Bu hak, alacaklının şahsına münhasırdır.
  2. Haczedilemezlik: Bakım alacaklısının bakım alacağı, alacaklıları tarafından haczedilemez.
  3. İfa Yardımcısı: Bakım borçlusu, edimini kural olarak bizzat yerine getirmelidir. Ancak, temizlik, yemek yapma gibi işlerde yardımcı kullanılması, "yönetim ve gözetim borçluda kalmak kaydıyla" mümkündür. Yine de manevi destek ve ilgi, bizzat borçlu tarafından gösterilmelidir.

2.4. Karşılaştırmalı Tablo: Benzer Sözleşmelerden Farklar

Özellik Ölünceye Kadar Bakma Kaydı Hayatla İrat Bağışlama
Temel Edim Bakım ve gözetim (fiili hizmet + maddi destek) Sadece periyodik para ödemesi Karşılıksız kazandırma
İvaz (Karşılık) Var (Malvarlığı devri) Var (Genellikle sermaye devri) Yok
Risk (Şans) Var (Aleatory) Var (Aleatory) Yok
Manevi Unsur Yoğun (Evlat gibi bakma) Yok (Sadece ekonomik) Şükran duygusu

3. Geçerlilik Şartları: Şekil, Ehliyet ve Konu

3.1. Şekil Şartları ve Resmiyet Unsuru

TBK m. 612 uyarınca, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçerliliği, "miras sözleşmesi" şeklinde yapılmasına bağlıdır. Bu, kanunun emredici hükmü olup, aksi kararlaştırılamaz.

Genel Kural: Resmi Vasiyetname Şekli

Sözleşme, TMK m. 545'te düzenlenen resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmelidir. Bu prosedür şu aşamaları içerir:

  1. Yetkili Makam: Noter veya Sulh Hukuk Hakimi.
  2. Tanıklar: Fiil ehliyetine sahip, yasaklı olmayan iki tanık hazır bulunmalıdır.
  3. İrade Beyanı: Taraflar, arzularını resmi memura bildirir.
  4. Düzenleme ve Okuma: Memur sözleşmeyi yazar ve taraflara okumaları için verir.
  5. İmza: Taraflar, memur ve tanıklar senedi imzalar. Tanıklar, tarafların beyanlarını önlerinde yaptıklarını ve onları tasarrufa ehil gördüklerini şerh düşerler.

İstisna: Devletçe Tanınmış Kurumlarla Yapılan Sözleşmeler

TBK m. 612/2'de önemli bir kolaylık sağlanmıştır. Eğer sözleşme, devletçe tanınmış bir bakım kurumu (Huzurevleri, Darülaceze vb.) ile yapılıyorsa ve yetkili makamların belirlediği koşullara uyuluyorsa, adi yazılı şekil geçerlilik için yeterlidir.

Tartışmalı Alan: Tapu Müdürlüklerinde Yapılan Sözleşmeler

Yargıtay Görüşü: Eğer sözleşme sadece taşınmazın devri ve buna karşılık bakım borcunu içeriyorsa, Tapu Müdürlüğü'nde yapılan resmi senet geçerlidir. Ancak, sözleşme mirasçı atama, vasiyet alacaklısı tayin etme veya taşınmaz dışındaki malvarlığı değerlerini de kapsıyorsa, mutlaka Noter huzurunda miras sözleşmesi şeklinde yapılmalıdır. Pratik Öneri: Şekil eksikliği itirazlarını önlemek adına, sözleşmenin Noter'de "Düzenleme Şeklinde Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi" olarak yapılması ve ardından tapuya tescil edilmesi en güvenli yoldur.

3.2. Ehliyet Şartları

  1. Tam Fiil Ehliyeti: Her iki tarafın da ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmaması gerekir.
  2. Özel Durum (Kısıtlılar): Vesayet altındaki bir kişi, Vesayet Makamının (Sulh Hukuk Mahkemesi) izni ve ardından Denetim Makamının (Asliye Hukuk Mahkemesi) onayı ile bu sözleşmeyi yapabilir.
  3. Ayırt Etme Gücünün İspatı: İptal davalarında en sık başvurulan gerekçe, bakım alacaklısının işlem tarihinde "demans", "alzheimer" gibi rahatsızlıkları nedeniyle ehliyetsiz olduğudur. Yargıtay, bu tür iddialarda Adli Tıp Kurumu'ndan alınacak raporu şart koşar. İşlem tarihinde ehliyet yoksa, sözleşme kesin hükümsüzdür.

4. Tarafların Hak ve Yükümlülüklerinin Kapsamlı Analizi

4.1. Bakım Borçlusunun Yükümlülükleri: "Evlat Gibi Bakma"

Bakım borçlusunun edimi, TBK m. 614'te "Bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp, ona uygun gıda ve konut sağlama, hastalığında gerekli özenle bakma ve tedavi ettirme" olarak özetlenmiştir. Ancak Yargıtay içtihatları bu kavramı genişletmiştir.

4.1.1. Barındırma ve İaşe (Maddi Bakım)

  • Konut: Borçlu, alacaklıya kendi ailesiyle birlikte yaşayabileceği veya ona özel tahsis edilmiş, ısınma, aydınlatma ve temizlik standartlarına uygun bir yaşam alanı sağlamalıdır.
  • Beslenme: Alacaklının yaşına ve sağlık durumuna uygun (örneğin diyabetik veya tuzsuz diyet) gıda temin edilmeli, yemekleri hazırlanıp sunulmalıdır.
  • Giyim: Mevsim şartlarına ve alacaklının sosyal statüsüne uygun giyim ihtiyacı karşılanmalıdır.

4.1.2. Sağlık ve Tedavi Giderleri

Bakım borçlusu, alacaklının her türlü hastalığında doktor, ilaç, hastane ve ameliyat masraflarını karşılamakla yükümlüdür. Eğer alacaklının sosyal güvencesi (SGK) varsa ve masraflar buradan karşılanıyorsa, borçlunun yükümlülüğü ortadan kalkmaz; bu kez refakat etme, ilaçlarını takip etme, hastaneye götürüp getirme gibi fiili bakım borcu devam eder.

4.1.3. Harçlık Verme (Cep Harçlığı)

Alacaklının tüm malvarlığını devretmesi halinde, kişisel ve özel ihtiyaçları (kuaför, ufak tefek hediyeler, sadaka, özel zevkler) için nakit paraya ihtiyacı olacaktır. Yargıtay, sözleşmede yazmasa dahi, alacaklıya makul bir miktarda "cep harçlığı" verilmesini bakım borcunun zorunlu bir unsuru olarak kabul etmektedir.

4.1.4. Manevi Destek ve Saygı (Psikolojik Bakım)

Belki de en kritik unsur budur. Bakım borçlusu, alacaklıya karşı sevgi, saygı ve sabır göstermelidir. Onu yalnız hissettirmemek, sohbet etmek, manevi dünyasına saygı duymak borcun gereğidir.

İhlal Durumu: Alacaklıya karşı kötü söz söylemek, onu azarlamak, odasına hapsetmek veya yokmuş gibi davranmak, sözleşmeye aykırılık teşkil eder ve haklı fesih sebebidir.

4.2. Bakım Alacaklısının Yükümlülükleri ve Hakları

4.2.1. Malvarlığını Devretme Borcu

Alacaklı, sözleşmede kararlaştırılan taşınır veya taşınmaz malvarlığını, mülkiyetini geçirecek şekilde borçluya devretmelidir. Borçlar hukuku nitelikli sözleşmelerde devir, sözleşme kurulduktan sonra tapuda tescil ile gerçekleşir. Miras hukuku nitelikli sözleşmelerde ise mülkiyet ölümle geçer.

4.2.2. Aile Düzenine Uyma Borcu

Alacaklı, borçlu ile aynı çatı altında yaşıyorsa, evin genel kurallarına ve aile düzenine uymalıdır. Aşırı huysuzluk, sürekli kavga çıkarma, borçlunun aile birliğini bozma gibi davranışlar, borçlu açısından sözleşmenin çekilmez hale gelmesine sebep olabilir.

4.2.3. Üçüncü Kişilerin Korunması (TBK m. 615)

Bakım alacaklısı, tüm malvarlığını devrederken, kanunen nafaka yükümlüsü olduğu kişileri (örneğin reşit olmayan çocukları veya muhtaç eşi) zor durumda bırakmamalıdır. Eğer devir nedeniyle alacaklı, nafaka yükümlülüklerini yerine getiremez hale gelirse, bu nafaka alacaklıları sözleşmenin iptalini isteyebilirler.

5. Güvence Mekanizması: Kanuni İpotek Hakkı

Bakım alacaklısı, taşınmazını devrettikten sonra, bakım borçlusunun iflas etmesi, taşınmazı satması veya borcunu ifa etmemesi riskiyle karşı karşıya kalabilir. Kanun koyucu bu riski bertaraf etmek için "Kanuni İpotek" müessesesini düzenlemiştir.

5.1. Hakkın Hukuki Dayanağı ve Niteliği

TMK m. 893 ve TBK m. 611/son uyarınca, bakım alacaklısı, devrettiği taşınmaz üzerinde, bakım borcunun ifasını teminat altına almak amacıyla ipotek tescil edilmesini talep etme hakkına sahiptir. Bu ipotek, kanundan doğan bir haktır ancak tescile tabidir (tescil kurucu unsurdur).

5.2. Tescil Süresi ve Hak Düşürücü Süre

Kritik Süre: Bakım alacaklısı, taşınmazın mülkiyetini borçluya devrettiği tarihten itibaren 3 ay içinde ipotek tescil talebinde bulunmalıdır. Bu üç aylık süre, hak düşürücü süredir. Süre geçirildikten sonra yapılan tescil talepleri Tapu Müdürlüğü veya Mahkeme tarafından reddedilir. Uygulamada birçok bakım alacaklısı, "güven ilişkisi" nedeniyle veya bilgisizlikten dolayı bu süreyi kaçırmakta ve ileride mağdur olmaktadır. Hukukçuların müvekkillerini bu konuda uyarması hayati önem taşır.

5.3. İpoteğin Etkisi

Tescil edilen ipotek, taşınmazı takip eder. Bakım borçlusu taşınmazı üçüncü bir kişiye satsa dahi, ipotek baki kalır. Bakım borcu ifa edilmezse, alacaklı ipoteği paraya çevirerek bakım bedelini tahsil edebilir.

6. Sözleşmenin Sona Ermesi ve Fesih Rejimi

6.1. Kendiliğinden Sona Erme: Bakım Alacaklısının Ölümü

Sözleşmenin doğal sona erme nedeni, bakım alacaklısının vefatıdır. Bu an itibarıyla bakım borcu son bulur. Borçlunun mülkiyet hakkı kesinleşir.

6.2. Bakım Borçlusunun Ölümü (TBK m. 618)

Genel kuralın aksine, bakım borçlusunun ölümü sözleşmeyi kendiliğinden sona erdirmez. Borçlunun mirasçıları, külli halefiyet gereği borcu devralırlar. Ancak kanun koyucu, kişisel ilişki niteliğini gözeterek bakım alacaklısına bir seçimlik hak tanımıştır: Bakım alacaklısı, borçlunun ölümünden itibaren 1 yıl içinde sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir.

6.3. Sözleşmeden Dönme ve Fesih (TBK m. 616-617)

Önel Vererek Fesih (İfa Etmeme)

Edimler, sözleşmeye uygun ifa edilmiyorsa (örneğin bakım aksatılıyorsa), alacaklı borçluya uygun bir süre vererek (ihtarname ile) sözleşmeyi feshedebilir.

Önelsiz (Haklı Nedenle) Fesih

İlişki "çekilmez hale" gelmişse (TBK m. 617), taraflar süre vermeksizin sözleşmeyi derhal feshedebilir. Örnekler: Borçlunun alacaklıyı darp etmesi, ağır hakaret, aç bırakma, alacaklının borçlunun ailesine tacizde bulunması.

Sonuç: Kusurlu olan taraf, diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlü olur. Hakim, sözleşmeyi feshetmek yerine, bakım borcunu "ömür boyu irada" (para ödemesine) da dönüştürebilir. Bu, sözleşmenin ayakta tutulması ilkesinin bir sonucudur.

6.4. Feshin Hukuki Sonuçları (Geriye Etki vs. İleriye Etki)

Yargıtay uygulamasına göre, bakım borçlusunun kusuru nedeniyle sözleşme feshedildiğinde, fesih geriye etkili (ex tunc) sonuç doğurur. Sözleşme hiç yapılmamış gibi kabul edilir. Bakım alacaklısı, devrettiği taşınmazın tapusunun iptalini ve adına tescilini ister. Bakım borçlusu ise, o ana kadar yaptığı masrafları ve bakım hizmetinin bedelini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebilir (denkleştirme).

7. Miras Hukuku ile İlişkisi: Muris Muvazaası ve Tenkis Davaları

Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri, uygulamada en çok mirasçılar tarafından açılan "Muris Muvazaası" (Mirastan Mal Kaçırma) ve "Tenkis" davalarıyla mahkemelerin önüne gelmektedir.

7.1. Muris Muvazaası İddiası ve İspat Kriterleri

Mirasçılar, murisin (bakım alacaklısının) gerçek amacının bakım sağlamak değil, malvarlığını belirli bir mirasçıya devrederek diğerlerini mirastan mahrum bırakmak olduğunu iddia ederek Tapu İptal ve Tescil Davası açabilirler.

Yargıtay'ın 01.04.1974 Tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı

Bu karar, muvazaanın turnusol kağıdıdır. Yargıtay, bir sözleşmenin muvazaalı olup olmadığını belirlemek için şu kriterlere bakar:

  1. Murisin Yaşı ve Sağlık Durumu: Muris işlem tarihinde yaşlı ve bakıma muhtaç mıydı? Eğer muris genç ve sağlıklı ise, tüm malvarlığını devretmesi "hayatın olağan akışına" aykırı bulunur ve mal kaçırma kastı olduğu kabul edilir.
  2. Devredilen Malın Değeri ile Bakım Borcu Arasındaki Oran: Makul bir denge olmalıdır. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi "talih ve tesadüfe bağlı" olduğu için, ivazlar arasında matematiksel bir denge aranmaz. Yargıtay, sadece "fahiş" ve açıklanamayan orantısızlıkları muvazaa belirtisi sayar.
  3. Murisin Diğer Malvarlığı: Muris, elindeki tek evi mi devretti, yoksa başka malvarlıkları da var mı?
  4. Minnet Duygusu: Murisin, kendisine yıllardır bakan veya ilgilenen çocuğuna duyduğu minnet ile hareket etmesi, mal kaçırma kastının olmadığını gösterebilir. "Makul şükran" sınırları içindeki devirler geçerlidir.

7.2. Tenkis Davası ve Saklı Payın Korunması

Muris muvazaası ispatlanamazsa, yani sözleşmenin "gerçekten bakım amacıyla" yapıldığı kabul edilirse, saklı paylı mirasçılar (çocuklar, eş) "Tenkis Davası" açabilir mi?

Genel Kural: Tenkis Edilemezlik

Tenkis davası, kural olarak "karşılıksız kazandırmalar" (bağışlamalar) için öngörülmüştür. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ise ivazlı (karşılıklı) bir sözleşmedir. Bu nedenle, geçerli bir ölünceye kadar bakma sözleşmesi, saklı payı ihlal etse bile tenkis davasına konu edilemez. Yargıtay'ın yerleşik görüşü budur.

İstisna: Gizli Bağış ve Saklı Payı İhlal Kastı

Ancak, Yargıtay bazı istisnai durumlarda, edimler arasındaki farkın çok büyük olması ve murisin açıkça saklı pay kurallarını dolanma amacı gütmesi halinde, kazandırmanın tenkise tabi tutulabileceğine hükmedebilmektedir. Burada ispat yükü mirasçılardadır.

8. Yargılama Usulü ve Pratik Bilgiler

8.1. Görevli ve Yetkili Mahkeme

  • Görev: Ölünceye kadar bakma sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal, tescil, fesih ve alacak davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.
  • Yetki: Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi (kesin yetki - HMK m. 12) veya sözleşmenin ifa yeri mahkemesi yetkilidir.

8.2. İspat Vasıtaları

  • Davacı (bakım alacaklısı), bakımın yapılmadığını tanık, hastane kayıtları, komşu beyanları, polis tutanakları gibi her türlü delille ispat edebilir.
  • Davalı (bakım borçlusu), bakım görevini yerine getirdiğini ispatla yükümlüdür.

8.3. Tapu Harçları ve Masraflar

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile yapılan devirlerde, Harçlar Kanunu (4) sayılı tarife uyarınca nispi harç alınır. 2026 yılı itibarıyla tapu harç oranları ve maktu harçların alt sınırları dikkate alınmalıdır. Bu işlem "bağış" olmadığı için Veraset ve İntikal Vergisi doğmaz, ancak Tapu Harcı ödenir.

9. Sonuç ve Öneriler

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, yaşlılık döneminin getirdiği fiziksel ve psikolojik zorluklara karşı hukuk sistemimizin sunduğu en güçlü güvencelerden biridir. Ancak, hem borçlar hukuku hem de miras hukuku ile olan sıkı bağı nedeniyle, uygulanması büyük dikkat ve uzmanlık gerektirir.

Taraflar ve hukukçular için kritik noktalar:

  1. Resmi Şekle Riayet: Sözleşmenin mutlaka Noter huzurunda, "Düzenleme Şeklinde" ve iki tanıkla yapılması, ileride doğacak şekil eksikliği iddialarını bertaraf eder. Adi yazılı sözleşmelerden kaçınılmalıdır.
  2. İradenin Açıkça Ortaya Konması: Sözleşme metninde bakımın kapsamı (özel diyet, tatil, harçlık miktarı vb.) detaylandırılmalı, muğlak ifadelerden kaçınılmalıdır.
  3. Güvence Tescili: Bakım alacaklısı, taşınmazı devreder etmez 3 aylık hak düşürücü süre içinde Kanuni İpotek hakkını mutlaka kullanmalıdır.
  4. Muvazaa İddialarına Karşı Tedbir: Sözleşme yapılmadan önce bakım alacaklısının sağlık raporu alınmalı ve gerçek bakım ihtiyacı belgelenmelidir. Bu, mirasçıların açacağı davalarda en güçlü savunma aracı olacaktır.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, doğru kurgulandığında sosyal adaleti sağlayan, vefayı ödüllendiren ve yaşlı bireye onurlu bir yaşam sunan eşsiz bir hukuki enstrümandır.

Bakım Sözleşmesi İçin Destek Alın

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi veya miras davası için uzman avukatlarımızla görüşün.

Ücretsiz Danışmanlık Alın