İCRA VE İFLAS HUKUKU
İtirazın İptali Davası 2026: Teorik Temeller, Usul Ekonomisi ve Güncel Yargısal Uygulamalar
Giriş ve Hukuki Çerçeve
Türk hukuk sisteminde alacaklı haklarının korunması ile borçlunun savunma hakkının teminat altına alınması arasındaki hassas denge, İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleriyle şekillendirilmiştir. Bu dengenin en kritik unsurlarından biri, ilamsız icra takiplerine karşı borçlunun itiraz hakkını kullanması durumunda ortaya çıkan hukuki düğümün çözülmesidir.
Borçlunun, ödeme emrine süresi içinde yapacağı bir itiraz, icra takibini kendiliğinden durdurur. Bu aşamada, elinde İİK m. 68 anlamında imzası ikrar edilmiş veya noterlikçe onaylanmış bir belge bulunmayan alacaklının, takibin devamını sağlamak ve alacağına kavuşmak için başvurabileceği yegâne ve en kapsamlı yol İtirazın İptali Davası'dır.
İİK m. 67 hükmünde düzenlenen bu dava, sadece bir takip hukuku prosedürü olmayıp, maddi hukuk anlamında alacağın varlığının veya yokluğunun kesin hükümle tespit edildiği, tazminat yaptırımlarıyla donatılmış, sui generis (kendine özgü) bir dava türüdür.
1. Hukuki Nitelik ve Doktrinel Tartışmalar
1.1. Eda Davası ve Tespit Davası Ayrımı
Doktrindeki baskın görüş ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları, itirazın iptali davasının takip hukukuna özgü bir tahsil (eda) davası olduğu yönündedir. Postacıoğlu'nun belirttiği üzere, "İtirazın iptalini mahkemede istemek demek, ödeme emriyle takip edilen alacağın mahkemece hüküm altına alınmasını istemek demektir".
Bu görüşe göre, dava sonunda verilen karar, alacağın varlığını tespit etmekle kalmaz, duran takibin devamını sağlayarak alacaklıya cebri icra yetkisi verir. Yani, hüküm fıkrasında açıkça "davalıdan tahsiline" ibaresi yer almasa bile, "itirazın iptaline ve takibin devamına" karar verilmesi, maddi hukuk anlamında bir eda hükmü doğurur.
Pratik Sonuç: İtirazın iptali davası reddedilirse, alacaklı aynı alacak için genel mahkemelerde yeniden bir alacak davası açamaz; çünkü konu kesin hükümle (res judicata) karara bağlanmıştır.
1.2. İtirazın İptali ile Menfi Tespit Davası Arasındaki İlişki
Borçlu, aleyhine başlatılan takibe itiraz etmek yerine veya itiraz süresini kaçırdıktan sonra, borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir (İİK m. 72). İtirazın iptali davası ise alacaklının aktif bir hamlesidir. Her iki davanın da konusu aynı maddi vakıa (borcun varlığı) olsa da, ispat yükü ve sonuçları bakımından farklılaşırlar.
2. İtirazın İptali ile İtirazın Kaldırılması Karşılaştırması
Uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan biri, alacaklının elindeki belgelerin niteliğini yanlış değerlendirerek İtirazın İptali (İİK m. 67) ile İtirazın Kaldırılması (İİK m. 68) yollarını birbirine karıştırmasıdır.
| Kriter | İtirazın İptali (m. 67) | İtirazın Kaldırılması (m. 68) |
|---|---|---|
| Yetkili Merci | Genel Mahkemeler (Asliye Hukuk, Ticaret vb.) | İcra Hukuk Mahkemesi |
| Yargılama Usulü | Genel hükümlere göre tam yargılama | Basit yargılama, şekli inceleme |
| İspat Araçları | Her türlü yasal delil | Sınırlı belgeler (İİK m. 68) |
| Başvuru Süresi | 1 yıl (Hak düşürücü) | 6 ay (Hak düşürücü) |
| Hükmün Niteliği | Maddi anlamda kesin hüküm | Takip hukuku bakımından kesinlik |
| Tazminat | %20'den az olamaz | %20'den az olamaz |
Stratejik İçgörü: Eğer alacaklının elinde İİK m. 68 anlamında "kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren" ve imzası noterlikçe onaylanmış veya borçlu tarafından ikrar edilmiş bir belge yoksa, İcra Hukuk Mahkemesi'ne başvurmak zaman ve hak kaybına yol açacaktır. Adi senetlere, faturalara, cari hesap ekstrelerine dayalı takiplerde gidilecek zorunlu yol İtirazın İptali Davası'dır.
3. Dava Şartları
3.1. Geçerli Bir İlamsız İcra Takibinin Varlığı
Davanın "olmazsa olmaz" koşulu, usulüne uygun olarak başlatılmış ve halen derdest olan bir ilamsız icra takibinin bulunmasıdır. Eğer icra takibi iptal edilmişse veya alacaklı takipten feragat etmişse, itirazın iptali davasının konusu kalmayacaktır. Önemli bir detay olarak; kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takiplerde veya ilamlı takiplerde itirazın iptali davası açılamaz.
3.2. Süresi İçinde Yapılmış Geçerli Bir İtiraz
Borçlunun, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine başvurarak borca, imzaya veya yetkiye itiraz etmiş olması gerekir. İtiraz edilmeyip kesinleşen takiplerde, alacaklının dava açmakta hukuki yararı yoktur.
3.3. Bir Yıllık Hak Düşürücü Süre
İİK m. 67/1 hükmü, davanın itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmasını emreder. Bu süre, zamanaşımı süresi değil, bir hak düşürücü süredir. Yani taraflar ileri sürmese bile hakim tarafından re'sen dikkate alınır.
Öğrenme vs. Tebliğ: Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, alacaklının itirazı haricen öğrenmesi 1 yıllık süreyi başlatmaz. Sürenin başlaması için Tebligat Kanunu hükümlerine uygun resmi bir tebligat şarttır.
4. Dava Şartı Olarak Arabuluculuk
4.1. Ticari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepli ticari davalarda arabuluculuk dava şartıdır. İtirazın iptali davası, niteliği gereği "bir miktar paranın tahsilini" amaçladığından, eğer uyuşmazlık ticari nitelikteyse, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur.
4.2. Tüketici Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/A maddesi ile tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda (parasal sınırın üzerindeki) dava şartı arabuluculuk getirilmiştir. Tüketici kredisi, kredi kartı borcu, abonelik sözleşmeleri gibi nedenlerle başlatılan takiplere itiraz halinde açılacak iptal davasında, arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesine eklenmesi şarttır.
4.3. Kira Uyuşmazlıklarında Devrim: 1 Eylül 2023 Sonrası
7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır:
- Sulh Hukuk Mahkemesi'nde İtirazın İptali: Kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle genel haciz yoluyla yapılan takibe itiraz edilirse, alacaklı zorunlu arabuluculuğa başvurmak zorundadır.
- İcra Mahkemesi'nde İtirazın Kaldırılması ve Tahliye: Eğer alacaklı İİK m. 68 belgelerine sahipse ve İcra Mahkemesi'nde tahliye ve itirazın kaldırılması talep edecekse, bu yol "icra hukuku prosedürü" sayıldığından arabuluculuk şartı aranmaz.
5. Görevli ve Yetkili Mahkeme
5.1. Görevli Mahkemenin Tespiti
Genel kural olarak, malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir (HMK m. 2). Ancak uyuşmazlığın kaynağına göre özel mahkemeler devreye girer:
- Ticari İşler: Asliye Ticaret Mahkemesi (TTK m. 4).
- Tüketici İşlemleri: Tüketici Mahkemesi (TKHK m. 73).
- Kira İlişkisi: Sulh Hukuk Mahkemesi (HMK m. 4/a). Miktar ne olursa olsun kira alacağına ilişkin itirazın iptali davaları burada görülür.
- İşçi Alacakları: İş Mahkemesi.
5.2. Yetkili Mahkeme ve İcra Dairesinin Yetkisi
Yetkili mahkeme, genel yetki kurallarına göre (davalının yerleşim yeri veya sözleşmenin ifa yeri) belirlenir. İİK m. 67'de özel bir yetki kuralı öngörülmemiştir.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, borçlu ödeme emrine itiraz ederken "yetki itirazında" bulunmamışsa, icra dairesinin yetkisi kesinleşir. İtirazın iptali davasında mahkeme, icra dairesinin yetkisiz olduğunu re'sen inceleyemez.
6. Yargılama Usulü, İspat ve Delil Sistemi
6.1. Ticari Defterlerin Delil Niteliği (HMK m. 222)
Özellikle ticari davalarda, ispatın omurgasını ticari defterler oluşturur. Ticari defterlerin lehe delil olabilmesi için şu kümülatif şartların varlığı gerekir:
- Defter Tutma Yükümlülüğü: Tarafların tacir olması ve defter tutmakla yükümlü olması.
- Eksiksiz İbraz: Mahkemece verilen kesin sürede defterlerin ibraz edilmesi.
- Usulüne Uygunluk: Açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapılmış olması.
- Birbiriyle Doğrulama: Defter kayıtlarının dayanak belgelerle uyumlu olması.
6.2. Fatura ve Teslimin İspatı Sorunu
Ticari hayatta en sık karşılaşılan yanılgı, faturanın tek başına alacağı ispatladığı düşüncesidir. Oysa fatura, bir sözleşmenin kurulduğunu veya malın teslim edildiğini tek başına ispatlamaz.
- Faturaya İtiraz: TTK m. 21/2 uyarınca, tebliğden itibaren 8 gün içinde faturaya itiraz edilmezse, fatura içeriği kesinleşir. Ancak bu, malın teslim edildiği anlamına gelmez.
- Teslim Kanıtı: Alacaklı, malı teslim ettiğini yazılı delille (imzalı sevk irsaliyesi, teslim tutanağı, kargo alındı belgesi) ispatlamak zorundadır.
6.3. Likit (Belirlenebilir) Alacak Kavramı
İcra inkar tazminatı açısından hayati önem taşıyan "likit alacak" kavramı, borçlunun ne kadar borçlu olduğunu basit bir aritmetik hesaplama ile bilebildiği alacak türüdür.
- Likit Kabul Edilenler: Sözleşmeye dayalı banka kredileri, kira sözleşmesinde yazılı kira bedelleri, imzası inkar edilmeyen bonoya dayalı alacaklar.
- Likit Olmayanlar (İllikit): Haksız fiilden doğan tazminatlar, işçilik alacaklarının yargılama ile belirlenen kısımları.
Yargıtay HGK İçtihadı: Alacağın miktarının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olması, tek başına alacağın likit olmadığı anlamına gelmez. Eğer borçlu borcun miktarını objektif olarak tayin edebilecek durumdaysa, bilirkişi sadece bu miktarı "hesaplamış" olur ve alacak likit vasfını korur.
7. Davanın Mali Sonuçları: Tazminatlar
7.1. İcra İnkar Tazminatı (%20 Kuralı)
Davanın kabulü halinde, haksız yere itiraz ederek alacaklının alacağına kavuşmasını geciktiren borçlu aleyhine hükmedilen tazminattır.
Şartları:
- Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalı.
- Alacak likit (belirlenebilir) olmalı.
- Alacaklı dava dilekçesinde açıkça talep etmiş olmalı.
- Borçlunun itirazında haksız çıkması yeterlidir; kötü niyetli olması aranmaz.
Oran:
İİK m. 67/2 uyarınca, tazminat miktarı asıl alacağın %20'sinden aşağı olamaz. Bu oran asgari olup, hakim borçlunun itirazındaki haksızlığın boyutuna göre oranı artırabilir, ancak düşüremez. Tazminat, takip tarihindeki asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanır; işlemiş faiz veya fer'iler hesaba katılmaz.
7.2. Kötü Niyet Tazminatı
Davanın reddi halinde, haksız ve kötü niyetli takip yapan alacaklı aleyhine, borçlunun zarara uğrayıp uğramadığına bakılmaksızın hükmedilen tazminattır.
Şartları:
- Davanın reddedilmesi (Borçlunun haklı çıkması).
- Borçlunun talep etmiş olması.
- Alacaklının takipte haksız ve kötü niyetli olması.
Borçlu, alacaklının kötü niyetini (yani alacağı olmadığını bildiği halde kasten takip yaptığını) ispatlamalıdır. Yargıtay, alacağın varlığının tartışmalı olduğu durumlarda, dava reddedilse bile alacaklının kötü niyetli sayılamayacağına karar vermektedir.
8. Usul Hukuku Özellikleri: Islah Yoluyla Dönüşüm
İtirazın iptali davası devam ederken, alacaklının 1 yıllık hak düşürücü süreyi kaçırdığını fark etmesi veya icra takibindeki usuli bir eksiklik nedeniyle davanın reddedileceğini öngörmesi mümkündür. Bu durumda Islah kurumu devreye girer.
8.1. İtirazın İptalinden Alacak Davasına Geçiş
Yargıtay kararlarına göre, davacı alacaklı, davasını ıslah ederek talebini "itirazın iptali"nden "alacağın tahsiline" (alacak davasına) dönüştürebilir.
- Sonuçları: Islah ile dava türü değiştiğinde, artık İİK m. 67'deki özel hükümler (icra inkar tazminatı, 1 yıllık süre) uygulanmaz. Dava, genel hükümlere göre bir alacak davası olarak devam eder.
- Zamanaşımı: Islah edilen dava, ilk davanın açıldığı tarihte açılmış sayılır. Bu durum, zamanaşımının kesilmesi açısından davacı lehine büyük bir avantajdır.
Sonuç ve Değerlendirme
İtirazın iptali davası, İcra ve İflas Kanunu'nun en dinamik ve çok boyutlu kurumlarından biridir. Sadece bir alacağın tahsili aracı değil, aynı zamanda usul hukuku, maddi hukuk ve takip hukukunun kesişim noktasında yer alan karmaşık bir yargılama sürecidir.
Hukuk uygulayıcıları için temel sonuçlar:
- Doğru Yol Haritası: Alacaklı, elindeki belgelerin hukuki niteliğini doğru analiz etmeli, İİK m. 68 anlamında belge yoksa doğrudan itirazın iptali davası açmalıdır.
- Arabuluculuk Şartına Dikkat: Ticari, tüketici ve kira uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk, davanın kabul edilebilirliği için ön koşuldur.
- İspatın Gücü: Ticari davalarda defterlerin usulüne uygun tutulması belirleyicidir. Teslim olgusu ispatlanamadan faturaya dayanmak davanın reddi riskini taşır.
- Tazminat Riski: %20 icra inkar tazminatı, borçluları haksız itirazdan caydıran en önemli unsurdur.
Sonuç olarak, itirazın iptali davası, alacaklının hakkına kavuşması ile borçlunun haksız takipten korunması arasındaki dengeyi sağlayan, Türk hukukunun en işlevsel dava türlerinden biridir.
9. Sık Sorulan Sorular
İtirazın iptali davası neden açılır?
Alacaklı, ilamsız icra takibi başlattığında borçlu ödeme emrine itiraz edebilir. Bu itiraz takibi durdurur. Alacaklının takibe devam edebilmesi için mahkemeden "itirazın iptali" kararı alması gerekir. Dava kazanılırsa takip kaldığı yerden devam eder.
İtirazın iptali davası ne kadar sürede açılmalı?
İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl içinde dava açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir ve kaçırılırsa dava açma hakkı kaybolur. Süreyi kaçıran alacaklı normal alacak davası açabilir.
İtirazın iptali davasını kim açar?
Davayı alacaklı (takip başlatan taraf) açar. Davalı ise borçludur. Alacaklının hukuki yararının bulunması gerekir, yani takip devam etmelidir ve itiraz süresi içinde yapılmış olmalıdır.
İtirazın iptali davası kazanılırsa ne olur?
Mahkeme itirazın iptaline karar verirse: (1) İcra takibi kaldığı yerden devam eder, (2) Borçlu aleyhine en az %20 icra inkar tazminatına hükmedilir, (3) Alacaklı haciz, satış vs. işlemleri yapabilir.
İtirazın iptali davası kaybedilirse ne olur?
Dava reddedilirse: (1) İcra takibi düşer, (2) Alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına (en az %20) hükmedilebilir, (3) Karar kesin hüküm niteliğinde olduğundan aynı alacak için yeniden dava açılamaz.
Arabuluculuk zorunlu mu?
Ticari nitelikteki itirazın iptali davalarında, tüketici uyuşmazlıklarında ve kira davalarında (1 Eylül 2023'ten itibaren) arabuluculuk dava şartıdır. Önce arabulucuya başvurulmadan dava açılamaz.
10. Pratik Örnekler
Örnek 1: Faturaya Dayalı Takip
ABC Şirketi, XYZ'ye 100.000 TL'lik mal sattı. Fatura kesildi ama 8 gün içinde itiraz edilmedi. XYZ ödeme yapmadı. ABC ilamsız takip başlattı. XYZ itiraz etti. ABC, itirazın iptali davası açtı. Ancak teslim belgesi (sevk irsaliyesi) yoktu. Mahkeme teslimi ispatlayamayan davacının davasını reddetti.
Örnek 2: Kira Alacağı Takibi
Ev sahibi, 3 aylık kira alacağı için kiracıya ilamsız takip başlattı. Kiracı "ödedim" diye itiraz etti. Ev sahibi Sulh Hukuk Mahkemesi'nde itirazın iptali davası açtı. Kiracı ödeme makbuzu sunamadı. Mahkeme itirazın iptaline ve %20 inkar tazminatına hükmetti.
Örnek 3: Süre Kaçırma
Alacaklı, itirazı 15 Ocak 2026'te öğrendi ama 20 Şubat 2026'da dava açtı. Borçlu "1 yıllık süre geçti" dedi. Mahkeme re'sen süreyi inceledi ve davayı süre aşımı nedeniyle reddetti. Alacaklı inkar tazminatı ödemedi ama takip de düştü.
İtirazın İptali Davası İçin Destek Alın
İcra takibi veya alacak uyuşmazlığı için uzman avukatlarımızla görüşün.
Ücretsiz Danışmanlık Alın📚 Bu Konu Hakkında Detaylı Yanıtlar
Yasal Uyarı: Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut durumunuz için mutlaka bir avukata danışınız.
